Rüyada Rüya tabir etmek | Büyük Rüya Tabirleri

Rüyada rüya tabir etmek, dogru olmayan bir kimsenin lisanindan çikacak bir habere işarettir.

Dogru olan bir kimse rüyasını tabir etse, töblr aynen çikar.

Büyük Rüya Tabirleri | Anonim


Rüya Tabir Etmek | Rüya Yorumları

Bu Rüyanın Anahtar Kelimeleri: Tabir


Aynısıyla Tabir Edilir

Bu ses müjde veriyorsa müjdelenir, korkutuyorsa korkutulur.

Bu tür rüyalar ihtar, muştu ya da bilgi vermek anlamına gelir. ... Büyük Rüya Tabirleri Ansiklopedisi

Daha fazla oku...

Büyük Rüya Tabirleri Ansiklopedisi

Görüldükleri Aylara Göre Rüyaların Tabirleri

Not: Hicri Aylar esas alınacaktır

1: Muharrem

  • Eğer rüya, bu ayda görülürse, bu rüya hatasız salih bir rüyadır.
  • Rüyada Muharrem ayını görmek, sıkıntıdan, hapislikten kurtulmaya ve hastalıktan şifa bulmaya işaret eder. Gurbette olan insan rüyasında muharrem ayını görse, vatanına döner.
  • Eğer rüya sahibi günahkar ise, tevbe eder. Çünkü o ayda Adem (A. S. ) 'in tevbesi kabul edilmiştir.
  • Rüya sahibi çocuğunun olmasını arzu ediyorsa, salih bir çocuğu olur.
  • Rüyayı gören sıkıntıda ise, bundan kurtulur, düşmanı varsa düşmanından emin olur.
  • Bazen de rüya sahibi bidat ve sapıklıktan dönmekle Allah-u Tealaya tevbe eder ve günahlarından kurtulur.
  • Rüya sahibi memuriyetten ayrılmışsa, tekrar memuriyete döner.
  • Eğer rüyayı gören fakir veya hasta ise, hastalıktan şifa bulur ve Allah-u Teala onun fakirliğini giderir.

2: Safer

  • Safer ayında görülen rüya, pek makbul sayılmamıştır. Keder ve üzüntü içinde bulunan bir kimsenin rüyada safer ayını görmesinde bir zarar yoktur.
  • Eğer rüyayı gören hasta olursa, şifa ve sıhhat bulacağına, keder ve üzüntüden kurtulacağına işaret eder.

3: Rebîu’l-Evvel

  • Bu ayı rüyada gören kimsenin kazanç ve ticareti sürekli ve karlı olur. Sevinç ve ferahlığa erişir.
  • Bu ayda görülen rüyalar sahih olup, rüyayı görenin salih bir erkek çocuğu olur.
  • Rüya bu ayda görülmüş ise, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir devlet adamı müjdesi alır.

4: Rebîu’l-Ahir

  • Bir kimse rüyasında bu ayı görse, düşmanına galip gelir, alim ve çok cesur bir oğlan çocuğu olur.

5: Cemâziye’l-Evvel

  • Bu ayda bu rüyayı gören kimsenin, islerinde durgunluk olur ve alışveriş isteği azalır.

6: Cemâziye’l-Âhir

  • Bu ayda görülen rüyaların hükmü umumiyetle çıkmaz. (Rüya hayırda olsa, şer de olsa böyledir. )

7: Receb

  • Bu ayda görülen rüya, kuvvetli olur, hayır kapıları açılır her şeyler hayırlara dönüşür. Tabirci, Recep ayında görülen rüyayı hayırla tabir etse, aksi çıkmaz.
  • Bir kimse rüyada receb ayını görse, şerefe meziyete işaret eder. Zira Resulullah (SAV. ) , o ayda miraca çıkmıştır.

8: Şa’bân

  • Bu ayda görülen rüya hayra işaret ederse, ayıptan beri olur, büyük ve hayır çoğalır.
  • Eğer ser olursa, gecikir ve doğru çıkmaz.
  • Bir kimse rüyasında saban ayını görse, o devlet adamlarının azledileceğine işaret eder.

9: Ramazan

  • Bu ayda bütün kötülük kapıları kapanır ve görülen hayırlı rüya çabuk çıkar.
  • Ramazanda görülen çirkin rüya sıhhatli değildir.
  • Ramazandaki hayırlı rüyanın hükmü gecikmez, serlisinin hükmü ise, gecikir ve tabir de edilmez.
  • Bu ayda görülen rüyada inançsız insanin durumu, mümininkinin tersidir. Gayesiz insanin gördüğü rüya, kötülükten başka bir şey değildir.
  • Bir kimse rüyada ramazan ayını görse, bu bereket, hayır, iyilikle emredip kötülükten nehyetmeye işaret eder.
  • Eğer rüyayı gören ilim veya Kur'an öğreniyorsa, buna muvaffak olur. Çünkü Kur'an-i Kerim bu ayda nail olmuştur.

10: Şevval

  • Bir kimse rüyada Şevval ayını görse üzüntülerden kurtulmaya, ferahlık ve sevince işaret eder. Zira şevval ayı bayram ayıdır.

11: Zilka’de

  • Bu ayda görülen rüyalarda pek hayra yorumlanmaz. Yolculuga çıktığını gören kimse, sefere çıkmasın.

12: Zilhicce

  • Rüyada Zilhicce ayında veya kurban kestiğini veyahut kurban bayram namazı kıldığını gören kimsenin, bu rüyası borçlarını ödemesine, yaptığı adakları yerine getirmesine, tevbe etmesine ve sapıklıktan sonra hidayete erişmesine işaret eder.
  • Bazen de bu rüya, alimlerin kaybedilmesine ve devlet adamlarının görevlerinden ayrılmasına işaret eder.
... Muabbir

Daha fazla oku...

Muabbir

Görülen Rüyaların Tabiri Ne Zaman Gerçekleşir?

  • Sabah rüyaları: sabah 4-5 arası görülen rüyalar 3 gün ile 2 ay arasında gerçek olur.
  • Gündüz rüyası: sabahları saat 10 -11 arası görülen rüyalar 15 ila 30 gün içinde gerçek olur.
  • Öğlen rüyaları: öğle saat 12 veya tam gece yarısı görülen rüyalar aynı günde gerçekleşir. Bu belirttiğimiz saatlerin bir kaç dakika sonrası görülen (mesela 12. 03 , 12. 05 ) yaklaşık 3 gün içinde gerçekleşir.
  • Öğle sonrası, ikindi rüyaları rüyaları öğleden sonra saat 3-4 arası görülen rüyalar 1-2 gün içinde gerçek olur.
  • Akşam rüyaları: güneş batarken görülen rüyalar çoğu zaman gerçekleşmez veya karmaşık rüyalar sınıfına girer, o rüyaların yorumu yapılmaz.
  • Ayın 6. günü görülen rüyalar 1 veya 2 günde gerçekleşir.
  • Ayın 9. günü görülen rüya aynı gün gerçekleşir.
  • Ayın 10. günü görülen rüyalar 20 günde gerçekleşir.
  • Ayın 13. günü görülen rüyalar 9 gün içinde gerçekleşir.
  • Ayın 14. günü görülen rüyalar 26 gün içinde gerçekleşir.
  • Ayın 15. günü görülen rüyalar 3 günde gerçekleşir.
  • Ayın 16. günü görülen rüyalar 2 gün içinde gerçekleşir.
  • Ayın 28, 29 ve 30. günü görülen rüyalar aynı gün gerçek olur.

Başka Bir Kaynakta:

  • Ayın ilk günü görülen rüyalar doğru rüyalardır.
  • Ayın 2. günü görülen rüyalar doğru ve daha etkilidir.
  • 3. gün görülen rüyalar da çabuk etkisini gösterir.
  • 4 ve 5. gün görülen rüyalar bir yıl sonra etkisini gösterir.
  • 6, 7, 8 ve 9. günün rüyası yine bir yıl sonra etkili olur.
  • Ayın 10. günü görülen rüya yalancı rüyalardır ve tabiri doğru çıkmaz.
  • 11 ve 12. günün rüyaları da bir yıl sonra gerçekleşir.
  • 14. günün rüyası orta hallidir; yani ne iyi ne de kötüdür.
  • 15. günün rüyasının etkisi çabuk görülür.
  • 16 ve 17. günün rüyası bir süre geçtikten sonra kendini gösterir.
  • 18 ve 19. günün rüyası çok etkilidir.
  • 20 ve 21. günün rüyası yalancı rüyadır ve tabir edilmez.
  • 22. günün rüyası çabucak etkisini gösterir.
  • 23 ve 24. günün rüyası çok kötüdür ve hayırlı bir etkisi olmaz.
  • 25 ve 26. günün rüyası da yalancı rüyadır ve tabir edilmez.
  • 27 ve 28. günün rüyası faydasız bir rüyadır.
  • 29. ve 30. günün rüyası doğru, güzel ve etkilidir.

Görüldüğü Güne Göre Rüyanın Tabiri

  • Ayın ilk günü görülen rüyalar genellikle sevindirici habere delalet etmektedir.
  • Ayın 2.   günü görülen rüyalar ise rüya görüldükten üç gün sonra gerçekleşecek sevindirici bir haberin işaretidir.
  • Ayın 3.   günü görülen rüyalar hayra yorulmaz ve bu rüyalar için sadaka verilmesi tavsiye edilir.
  • Ayın 4. günü görülen rüyalar servete işaret eder.
  • Ayın 5.   günü görülen rüyalar yolculuğa çıkmayı işaret eder.
  • Ayın 8.   günü görülen rüyalar kaybolan bir eşyanın bulunmasına delalet eder.
  • Ayın 13.   günü rüyaları iyiye yorumlanmaz.
  • Ayın 15.   gününde görülen rüyalar, hayırlı haberler vesilesiyle sevinmeye yorumlanabilir.
  • Ayın 16. günü görülen rüyalarda, dost yada yakın arkadaşlardan bir vefat haberi almaya delalettir.
  • Ayın 19.   günü görülen rüyaların iyi rüyalar olmadığı tabir edilir.
  • Ayın 22.   günü görülen rüyalar direk sevince tabir edilir.
  • Ayın 23.   günü görülen rüyalar ızdırap duymaya, korku yaşamaya yorumlanır.
  • Ayın 24.   günü görülen rüyalar ise kınamaya ya da ayıplamaya delalet edebilir.
  • Ayın 27.   günü görülen rüya bitmeyecek sevince yorumlanır.
  • Ayın 29.   günü görülen rüyalardan sakınmak ve tövbe etmek gerekir
  • Ayın 30.   günü kişi gördüğü rüyada erkek ya da kadın fark etmeden birini görerek sevinmesine sebebiyet vereceği tabir edilir.

Kutsal kitapta (İncil) Hz Yusuf’un Güneş, Ay ve 11 yıldızı aynı anda arka arkaya dizilmiş halde görmesi 20 yıl sonra gerçek oldu.

Mısır kralı Pharaohun mahkumları görme rüyası 7 yıl sonra aynı gün gerçek oldu.

Mısır kralının rüyasında gördüğü 14 inek (7'si cılız , 7'si şişman inek ) bir ila 14 yıl arasında gerçekleşti. 7 yıl kıtlık oldu 7 yıl bereket yaşandı. ... Muabbir

Daha fazla oku...

Muabbir

Haftanın Günlerine Göre Rüyaların Tabiri

Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi ve Pazar akşamları görülen rüyaların tabiri:

Şeyh Bahauddin Amulî’den (r. a) rivayet edilir ki;

  • Pazartesi:
    Rüyayı gören kimseye pek yakında zulmedilecektir. Başka bir deyişle o günün rüyası kötüdür.
    (Gördüğünüz her rüyayı mutlaka hayra yorun. İyi düşünün iyi olsun)
  • Salı:
    Salı akşamları görülen rüyalar oldukça iyi ve güzeldir.
  • Çarşamba:
    Çarşamba Akşamları görülen rüyalar iyiye yorulur, mal ve servet olarak tabir edilir.
  • Perşembe:
    Perşembe akşamları görülen rüyalar doğrudur ve faydası yakın bir zamanda görülür.
  • Cuma:
    Cuma akşamları görülen rüya, yalancı rüyadır.
  • Cumartesi:
    Cumartesi akşamları görülen rüyalar genellikle doğru ve iyidir.
  • Pazar:
    Pazar akşamları görülen rüyalar doğrudur ve tabiri çabuk gerçekleşir.
... Muabbir

Daha fazla oku...

Muabbir

Meşhurların Rüya Tabirleri

Meşhurların Rüya Tabirleri

 

EVLİYA ÇELEBİ

Hikmet-i Hûda, seyahat ile bir çok yerleri görmeye sebep olan ben hakir ve fakir, daima kusuru çok olan seyyah, insan oğlunun kölesi siyasız evliya Derviş oğlu Mehmet Zilli daima Allah'dan yardım isteyip, Fürka-ı Kerim suresi ve Yüce Kur'an' inayetleri bereketleri ile bütün gönlümle Cenab-ı Hak' dan duada bulunarak, doğum yerimiz olan İstanbul' da evimde, yuvarlak yastığıma uyumak için yaslanmıştım. 1040 senesi Muharrem ayının Aşure gecesinde (20 Ağustos 1630), ya uyku halinde iken, gördüm ki: Yetmiş iskelesi yakınında Ahi Çelebi Camii -ki helal para ile inşa olunmuş olup, duası kabul olan eski bir camidir. Uykumda kendimi o camide gördüm. Derhal l iminin kapısı açıldı. Nurlu caminin içi baştan başa silahlı ^sker ve nurlu cemaat ile dolu idi. Sabah namazının sünnetini kıldıktan sonra salavat-ı şerife okumaya başladılar. Ben hakir ise minber dibinde oturuyordum. Bu nur yüzlü cemaati hayranlıkla seyrediyordum. Hemen yanımda oturan cana bakıp: "- Sultanım! Sizler kimlerdensiniz? İsminizi Lütfediniz" dedim. Onlar "- Aşere-i Mübeşşere'den kemankeş­lerin piri Sa'd İbn Ebi Vakkas' ım" deyince, hemen mübarek ellerini öptüm. "-Ey sultanım! Bu sağ tarafta nura bürünmüş sevimli cemaat kimlerdir? " dedim. "- Onlar bütün peygam­berlerin ruhlarıdır. Geri safhadakiler evliyaların ve asfıyanm ruhlarıdır. Bunlar da sahabe-i kiram'ın, muhacirinin, ensar, sufe ehli ve Kerbela şehidlerindendir. Mihrabın sağmdakiler Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ömer' dir. Mihrabın solundak- iler Hazret-i Osman ve Hazret-i Ali' dir. Mihrabın önündeki Hazret-i Veysel Karani'dir. Camiinin solunda, duvar dibindeki siyah örtülü kimse senin pirin Hazret-i Peygamber'in müezzi­ni Bilal - Habeşi' dir. Bu ayakta duran, cemaat saf saf süzene koyan kısa boylu adam Amr-i Ayyar' dır. İşte bu kızıl renkli elbiseler giyip sancakla gelen askerler Hazret-i Hamza ve bütün şehidlerin ruhlarıdır. " diye cami içinde bulunan bütün cemaati birer birer bana anlattı. Onların hangisine baktıysam ellerimi göğsüme koyup iyice baktım ve baktıkça can buldum. "Ey sultanım! Bu cemaatin bu camide toplanmalarının sebebi nedir?" diye sordum. Bana: "- Azak taraflarında İslam askerlerinden Tatar askerleri sıkıntıya düşmüşlerdir. Hazret-i Peygamber' in himayesinde olanlar İstanbul' a gelip, buradan Tatar Hanı'na yardıma gideriz. Şimdi Hazret-i Risalet dahi İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin, on iki imam ve bizden başka aşere-i mübeşşere ile gelecekler. Sabah namazının sünneti kılı­nacak. Sonra sana "kamet getir" diye işaret buyururlar. Sende yüksek sesle kamet getir. Selamdan sonra Ayete'l Kürsi'yi oku. Bilal (Sübhanallah) desin. Sen (Elhamdülillah), Bilal (Allahu Ekber) desin, sen (Amin, amin) de. Sonra bütün cemaat hep birden tevhid ederiz. Sonra sen (Ve salli ala cemiü'l enbiya-i ve'l mürsalin ve'l hamdülillahi mübarek Rabü'l-alemin) deyip kalk. Hemen, mihrabda, Hazreti Peygamber otururken elini öp. (Şefaat ya Resülallah) de. Yardım rivaet. " diyerek, Sa'd İbni Ebi Vakkas, yanımda oturup bana öğretti. Onu gördüm ki, camii kapısından bir nur-u mübin parladı. Camii içi nur dolu iken, nur üstüne nur oldu. Bütün sahabe-i kiram, nebi'ler ve evliyaların ruhları ayakta hazır durdular. Saadetle Hazret-i Peygamber, yeşil sancağı dibinde, yüzünde örtüsü ile, elinde asası ve belinde kılıcı ile, sağında İmam-ı Hasan ve solunda İmam-ı Hüseyin olduğu halde göründü. Mübarek sağ ayak­larını (Bismillah) diyerek cami içine koydu. Mübarek yüzün­den örtüsünü açtı ve: "-Esselamü aleyke ya ümmeti" diye selam verdiler. Bütün camide bulunanlar hep bir ağızdan "-Ve aleykümü's-selam Ya Resülallah ve Ya Seyyide'l-ümen" diye selam aldılar. Hazret-i Peygamber, hemen mihraba geçip, sabah namazının iki rekat sünnetini kıldılar. Bana bir korku ve vücuduma titreme geldi. Hazret-i Peygamberin bütün görünüşüne baktım. Hilye-i Hakani'de anlatıldığı şekilde idi. Yüzündeki örtü al şal idi. Mübarek sarığı on iki kolanlı ve beyaz şaş idi. Hırka-i şerifleri sarıya yakın deve yünündendi. Boynunda sarı renkli sof şalı vardı. Mübarek ayaklarına renkli çizmeler giymişti. Mübarek başlarındaki sarığı üzerinde bir misvak sokulmuştu. Selam verdikten sonra, bana bakıp sağ ile dizine vurup: "Kamet Getir" dediler. Ben hemen sa'd İbni Ebi Vakkas'ın öğrettiği gibi segah makamında kamet getirip tekbir ettim. Hazret-i Peygamber de segah makamında hazin bir sesle Fatiha-i Şerifi ve arkasından (Ve Vehebna) asr-i şerifini okudu. Böylece bütün cemaate imamlık etti. Selam verdikten sonra ben (Ayete'l -Kürsi)' yi okudum. Sonra Bilal ile sırayla müezzinlik yaptık. Duadan sonra bir sultani tevhid oldu ki, Allah aşkı ile kendimden geçip güya uykudan uyanır gibi oldum. Uykumu kısacası, Sa'd İbn-i EbiVakkas'm öğretmesiyle görevi tamamladım. Hazret-i Peygamber, mihrab' da yanık bir sesle uzzal makaımda bir Yasin-i şerif üç İza Cae suresi ve Muvazzeteyn süresini tamamen okudu. Bilal Fatiha dedi. Hazret-i Peygamber mihrabda ayak üzere dururken, sa'd İbni Ebi Vakkas hazretleri beni elimden tutup Hazret-i Peygamberlerin huzuruna götürdü. Hz. Peygambere "sadık aşıkın, müştak ümmetin Ebliya kulun, şefaatini riva eder" dedi. Bana da : "Mübarek ellerini öp!" dedi. Ben o an ağlamaklı oldum. Hz. Peygamberin mübarek ellerine müs- tahça dudaklarımı kondurdum. Onun görünüşünden (Şefaat ya Resulallah !) diyeceğime, hemen (Seyahat Ya Resulallah) demişim. Hz. Peygamber hemen tebessüm edip (Şefaati, seya­hat ve ziyareti sıhhat ve selametle kolay eyle Ya Rabbi) diye­rek (Fatiha dediler. Bütün sahabe-i kiram Fatiha yı okudular. Ben bütün orada bulunanların mübarek ellerini öperek, hayır dualarını alıp giderdim. Kiminin mübarek eli mis gibi, kiminin anber, kiminin menekşe ve kiminin karanfil gibi kokuyordu. Amma bilhassa Hz. Peygamber' in kokusu zağferen ve kırmızı gül gibi kokuyordu. Sağ elini öptüğümde sanki pamuk gibi kemiksiz bir et idi. Bu şekilde bütün cemaatin ellerini öptüm. Hz. Peygamber, sonra yine Fatiha dedi. Bütün eshab-ı güzin yüksek sesle Sebü'l-mesani'yi okudular. Hz peygamber- mihrabdan "-Esselamu aleyküm ey kardeşler!" deyip camiden çıkıp gittiler. Hemen Sa'd hazretleri belinden ok mulifazasını çıkarıp benim belime kuşattı ve tekbir getirip: "-Yürü ok ve yay ile gaza eyle. Allah'ın muafazasmda ve emanetinde ol. Sana müjdeler olsun ki, bu toplulukta ne kadar ruhlar ile görüşüp mübarek ellerini öptünse, onların hepsini ziyaret etmen nasib olup, dünyayı gezer ve insanlar içinde tek olursun. Ama, gezip gördüğün elkeleri, kaleleri, beldeleri, nedir eserleri, her ülkenin güzel işlerini, yiyecek ve içeceklerini, toprakların eylem ve boylam derecelerini yazıp, güzel bir eser meydana getir ve ahiret oğlum ol. Hak yolunu elden bırakma. Gönül huzursuzluğundan uzak ol. Ekmek öğren ve tuz hakkını gözet. Sadık dost ol. Yaramazlarla yar olma. İyilerden iyilik. " diyerek nasihatte bulundu ve anından öpüp; Ahi Çelebi Camii'nden çıkıp gittiler. Ben şaşkın bir halde rahat uykudan uyandım. "Acaba, bu benim halim midir, yoksa olan bir şey midir, yoksa güzel bir rüyam mıdır?" düşünerek, içime bir rahatlık gelip, gönlüme neşe doldu. Sonra sabahleyin temiz bir abdest alıp, sabah namazını kıldım. İstanbul'dan Kasımpaşa tarafına geçtim. Rüya tabircisi İbrahim Efendiye gittim. Rüyamı tabir ettirdim. Bana " Cihanı süsleyen bir dünya gezip dolaşan bir seyyah olup, işin iyi bir sonuçla tamama erip, Hz. Peygamber' in şefaati ile cennete girersin" diyerek müjde verip (El- Fatiha) dedi. Oradan Kasımpaşa Mevlevihanesi Şeyhi Abdullah dede' ye gittim. Ellerini öpüp rüyamı ona da tabir ettirdim. Bana "On iki imamın ellerinden öpmüşsün, dünya da himmet sahibi olursun. Aşere-i Mübaşerenin ellerinden öpmüşsün cennete girersin. Dört halifenin ellerinden öpmüşsün, dünya da bütün padişahların şerefli sohbetlerine katılıp, sevdikleri kimselerden olursun. Madem ki Hazret-i Peygamber'in temiz yüzlerini görüp mübarek ellerini öpüp, hayır duasını almışsın, iki cihanda da saadette erersin. "- Yürü, işin rast gele. El Fatiha" diyerek hayırlı duada bulundu.

YAVUZ SULTAN SELİM

Bir gece yatağımda uyuyakalmışım. Sabah namazını kıldıktan sonra hizmetlerine koştum. - Bu gece görünmedin, ne işteydin? diye sordular. Birkaç gecedir uykusuz kaldığım için, bu gece gaflete geldiğimi ve hizmetlerinden mahrum olduğumu özürle beyan ettim. - Şimdi, ne düş gördünc-e beyan eyle, buyurdular. - Arza kabil bir düş görmedim, diye cevap verdim. Tekrar buyurdular ki: - Bu ne sözdür? Bir geceyi tama­men uyku ile geçiresin de bir vakıa görmeyesin. Herhalde gör­müştür. Başka vadide biraz konuştuktan sonra tekrar bana dönerek: -Abes söyleme. Herhalde bu gece bir vakıa görüşmüştür. Söyle gizleme! dedi. Her ne kadar düşündümse de görmüş olabileceğim bir şey aklıma gelmedi. İşe yarar bir şey görmediğime yemin ettim. Sultan, mübarek başlarını sal­layarak hayret gösterdiler. Ben de "Sebebi ne olabilir?" diye hayret ettim. Hemen sonra Kapuağası'nm dairesine bir iş için beni gönderdiler. Oraya vardığımda gördüm ki Hazinerdar başı Mehmet Ağa, Kilercibaşı, Saray ağası ve Kapuağası Hasan Ağa adetleri üzerine otururlar. Ama kapuağası Hasan Ağa düşünceli ve şaşkın bir vaziyette başını öne eğmiş, gözleri yaşlı olarak oturuyordu. Bu zat esasında, sessiz hallerine ben­zemiyordu. Bir kimsenin vefat etmiş olduğunu zannettim. - Ağa hazretleri kalbinüz gamlı, çeşmiııüz yaşlı görünür. Sebebi ne ola? dediğimde, - Hayır bir şey yok, diye gizlemesi üzerine Hazinedarbaşı: - Kardeş, Ağa'ya bu gece bir vakıa olmuş da o uykunun sarhoşluğundadır. , dedi. Bunun üzerine: - Allah için haber verin, padişahımız elbette vakıa görmüşsündür, söyle diye bu bende şerini aciz ettiler. Herhalde zorlama asılsız değildir. İyi armağandır anlatınız dedim. Rüyayı nakletmesi için bayağı sıkıştırdık. Ağa utanma hissi ağır basan bir şahıs olduğundan anlatmaktan kaçındı ve: - Benim gibi yüzü kara günahkarın ne rüyası olur ki padişahın huzurunda anlatmaya değsin, kerem edin bana bu teklifte bulunmayın, dedi. Biz sıkıştırmaya, o da vazgeçirmek için yalvarmaya devam etti. Nihayet Mehmet Ağa: - Nice söylemezsün, bize anlattığmada buna memur olduğunu naklet­tim. Gizlenmesi ihanet olmaz mı? deyince, Ağa sırrının mührünü açıp anlattı. - Bu gece rüyamda gördüm ki, eşiğinde oturduğumuz bu kapıyı hızlı hızlı çaldılar. "Ne haber var" diye ileri baktım, vardım; kapu, dışarısı göriincek fakat bir adam sığınmayacak kadar az açılmış. Taşlık, talesanlı (ucu sarkıtılmış sarıklı) nurani kimselerle dolu, elleri bayraklı ve silahlı mükemmel şahıslar. Kapının dibinde, elleri sancaklı dört nurani kimse durur. Kapıyı vuranın elinde Padişah' m Aksancağı var. Bana dedi ki: - Bilir misiniz niye gelmişiz? Ben de: - Buyurun, dedim. Dedim ki: - Bu gördüğün kimseler Resulullah (s. a. v. )ın ashabıdır. Bizi Hazıct-ı kesuluiian Selim Han' a selam etti ve buyurdu ki: Kalkıp gelsün ki Haremeyn hizmeti ona buyruldu. Gördüğün dört kişiden, bu Ebu Bekr-i Sıddıyk, bu Ömerü'l Faruk, bu Osman-ı Zi'n- Nureyn' dir. Seninle konuşan ben ise, Ali bin Ebi Talib' im. Var, Selim Han' a söyle dedi ve nazarımdan galip oldular. Ben dehşetle kendimden geçip tere batmış ve sabaha kadar baygın yatıp kalmışım. Oğlanlar, teheccüd zamanında mütad üzere kalkmadığımı hastalığa yormuşlar ve sabah namazı vakti geçe­ceği zaman gelip beni uyarmak için yapmışlar, görmüşler ki suya düşmüş gibi ıslak yatarım. Elbise değiştirmek için yenilerini getirip o aralık, beni uyandırmışlar. Aklım başıma gelince, acele ile kalkıp namaza yetiştim. Ama tamamen sükuna eremedim. Ağa bunları anlatırken ağlıyordu. Padişahın buyurduğu hizmet nakledi, derhal huzurlarına gittiğimde, o hizmeti sual etmeyip tekrar yeni rüyadan bahis açarak: - Şu senin bu gece sabaha dak uyuyup bir vaka görmediğin bana tuhaf gelir. Hemen şöyle hayvan gibi yatıp uyudun mu? Dedim ki: -Padişahım, vakıayı bu Hasan kulunuz (Hasan Can) görmediyse bir Hasan kulunuz (Kapıağası Hasan Ağa) görmüş. Emriniz olursa arz edeyim. Buyurdular ki: - Söyle görelim. . . Ben de hadisenin tamamını naklettim. Ben anlattıkça mübarek çehreleri kızarmaya başladı ve mübarek gözlerine yaş geldi. Bitirince buyurdularki: - Derd -mendin safa' yı meşrebi (Zavallının tıynetinde safiyet) var­mış, sen onu bize medhettikçe "Bir kimseyi ibadet eder görürsün hemen veli sanırsın" diye seni alaya alırdık, boşuna medhetmezmişsin. . . Ve devamla: - Biz sana demezmiyiz ki, biz bir tarafa memur olmadan (emir verilmeden) hareket etmemişizdir. Atalarımız vilayedden behre-mendler idi (velilikden nasip sahibiydiler), kerametleri vardır. İçlerinde biz onlara benzemedik . . . diyerek kendilerini küçük göstermeye çalıştılar. Arap Seferi hazırlıklarına başladılar. . .

ABRAHAM LINKOLN

Amerika'nın eski cumhurbaşkanlarından Abraham Lincoln, 1865 yılının 14 Nisan gecesi, gördüğü garip bir rüya ile sıçrayarak uyandı. Rüyanın verdiği sıkıntıdan şırıl sıklam teri emişti. Kalktı çamaşır değiştirdi. Bir süre kitap okudu. Tekrar uzandığında, sanki aynı rüya kendisini yatağın içinde bekliyormuş gibi rahatsızlık duydu. Tekrar uykuya dalabilme- si bir kaç saatini aldı. Sabah olduğunda rüyasını eşine ve yakınlarına anlattı. Hatta o gün kabine toplantısında bile bahs­etmek lüzumunu hissetti. Rüyasında, beyaz sarayın hizmetkar­ları telaşla koşup geliyorlar ve cumhurbaşkanının öldüğünü kendisine haber veriyorlardı. Abraham Lincoln'ün yakınları bunu hayra yorarak ömrünün uzayacağını söylediler. Aynı günün akşamı Lincoln ve karısı dostlarıyla birlikte tiyatroya gittiler. Kötü rüya Lincoln'ü manen sarsmıştı. Bir ön seziyle olacak hadiseleri hissediyormuşçasma konuşuyor, yakınlarını teskin edici telkinlerine rağmen ruhunu saran karanlıktan sıyrılamıyordu. Temsilin heyecanlı bir sahnesinde Lincln'ün oturduğu loca kapısı, yavaşça aralandı sahneden akseden ışık­la elindeki tabancası parlayan genç bir adam; içeridekilerin hareketlerine fırsat vermeden kurşunları boşalttı. Amerikanın 16. cumhurbaşkanı, beynine dolan kurşunlarla koltuğuna can­sız yığılıverdi. Henüz gördüğü rüyanın üzerinden yirmi dört saat bile geçmemişti. Böylece, rüyanın gelecekten haber veren işareti ile bir ülkenin devlet başkanı tarihe karışmış oluyordu.

ŞAİR NABİ

Şair Nabi, zamanın paşalarından birinin iltifatına mahzar olur ve beraberce hacca giderler. O devirlerde hacca deve ile gidilir. Develerin sırtına yüklenen mahmil ismi verilen, iki kişinin rahatça yolculuk edebileceği bir semer vardır. Nabi ile Paşa da böyle bir deve de yolculuk ederler. Nihayet bir seher vaktinde Medine topraklarına girerler. Nabi, Peygamberin kabrini ziyaret edeceğim diye heyecanlanır, mahmilin öbür tarafında ise Paşa yatmış uyuyor. Bu durum Nabi' yi mütessir eder. "İki cihan güneşinin bulunduğu topraklara geldik. Biraz sonra Medine şehrine gireceğiz. Böyle yatmak hiç münasip olur mu?" diye düşünür ve bu heyecanla dudaklarından şu mıs­ralar dökülür. Sakın terk-i edebten kuy-ı mahbub-ı lıudadır bu Nazargahı ilahidir, makamı Mustafa' dır bu. . . Nabi farkında olmayarak bu mısraları birkaç kere tekrarlar. Her tekrar edişte sesi biraz yükselir. Ve nihayet öbür tarafta uyumakta olan Padişah uyanır. - Nabi ne oldu, ne söylüyorsun, der. Nabi de:
  • Efendim, Peygamberimizin kabr-i sadetlerinin bulunduğu Medine şehrine geldik de, bazı şeyler hatırladım, bunları söyledim. Paşa da Nabi' nin heyecanına katılır. Abdest alıp yay olarak Medine sokaklarında Ravza-i Mutahhara'ya doğru yürürler. Bu esnada kulaklarına bir ses gelir. Durup dinlerler. Gelen ses Mescid-i Nebevi'nin minarelerinden yükseliyor. Sesi dikkatle dinleyince, biraz evvel Nabi' nin söylediği mısralarm müezzin tarafından okunduğu anlaşılır. İyice duygulanırlar. Paşa Nabi"ye şöyle seslenir. - Nabi bu hal nedir? Nabi de:
  • Bilmiyorum, der. Her ikisi de sükût ederler ve beraberce minarenin kapısına girerler. Müezzin minareden inmesini bek­lerler. Müezzin inince: - O söylediklerin ne idi, onları ne için söyledin, sebebi nedir, diye sorarlar. Fakat müezzin bir türlü söylemez. Ne kadar ısrar ederse de, "Söylemem, kafamı kes­seniz de söylemem!" deyince: - Ama, der Nabi, Bunları biraz önce ben söyledim. Sana kim söyledi. Bu sefer müezzinin tavrı ve şekli değişir heyecanla: - Senin ismin Nabi mi? der. Evet cevabını alınca müezzin Nabi'nin ellerine, Nabi de müzezzinin boynuna sarılır. Bu dehşetli manzarayı seyreden Paşa, dayana­mayıp: - Nereden bildin bunun isminin Nabi olduğunu, Allah aşkına söyle, der. Müezzin rüyasını anlatır. - Efendim, akşam abdestli olarak yatmıştım. Biraz evvel Peygamberimizi rüyam­da gördüm. Ya müezzin kalk yatma. Benim aşıklarımdan biri benim kabrimi ziyarete geliyor. Şu cümlerle minareden onu istikbal et, dedi. Ben de hemen kalktım. Abdest aldım. Peygamberimizin iltifatına mazhar olan aşık kimdir diye düşünerek minareye koştum.
... Muabbir

Daha fazla oku...

Muabbir

Rüya Tabir Edilirken Tabircinin Saygınlığının Korunması

Rüya Tabir Edilirken Tabircinin Saygınlığının Korunması

Rüya gören kimse gördüğü rüyayı tabirciye sormak için yanına gittiğinde önce selam verip oturmalı, Allah’ı yâd ettikten sonra Peygamber'e (s. a. v) ve O'nun tertemiz soyuna (a. s) salâvat getirmeli, Allah'tan yardım dilemeli, daha sonra besmele getirip gördüğü rüyayı hiçbir azaltma ve çoğaltma yapmadan doğru bir şekilde tabirciye anlatmalıdır. Nitekim Resul-i Ekrem (s. a. v) şöyle buyurmaktadır: "Doğru konuşanların rüyaları daha doğrudur. " Öte yandan tabirci de sabırlı olmalı, rüya görenin rüyasını sonuna kadar dinlemelidir. Rüya sahibinin babasının ismini, herhangi bir zümreye ait olup olmadığını, mesleğini; âlim mi cahil mi, mümin mi münafık mı, yerli mi yabancı mı olduğunu, rüyayı gündüz mü gece mi gördüğünü vs. sorup öğrenmeli ve bu durumları göz önünde bulundurmalıdır. Yani rüya gören kişinin durumuna tamamen vakıf olup öyle tabir etmelidir. Daha sonra gerçekleri hiç çarpıtmadan yansıtmalı, sırf ona hoş gelsin diye rüyayı tabir etmemelidir. ... Muabbir

Daha fazla oku...

Muabbir

Rüya Tabircisi

Kişinin rüyada, rüya tâbircisini görmesi, mahzun olanların feraha kavuşmasına, ferahlık içinde olanların da mahzun olmalarına, kapalı ve gizli bir şeyin meydana çıkmasına, ümit ve arzu eden kimsenin, istek ve arzusunun yerine gelmesine delâlet eder.

Rüyada, rüya tâbircisi görmek, rumuzlu şeyleri bilmeye, müşkül şeyleri çözmeye, gizli ve saklı şeyleri meydana çıkarmaya, hikâye ve olay nakledicisine ve dinî bilgileri bilen âlim bir kimseye delâlet eder.

Bazı kere de rüyada tâbircisi görmek, camiye Kur’ân-ı Kerim okuyan kimseye, arkadaşına öğüt veren ve onu esirgeyen dosta delâlet eder. Kendisinin rüyada, rüya tâbircisi olduğunu görmek, ilim ve Kur’ân okumayı talep ediyorsa, Kur’ân-ı Kerim’i ezberlemeye delâlet eder.

Eğer yazıcı olmak muradında ise, buna nail olur.

Rüyada tâbirci görmek, üzüntü, keder, sıkıntı ve matem anlarında halkı teselli eden ve onlara metanet veren kişiye delâlet eder.

Bazan da tâbirci görmek, risale ve geçmiş sultanların menkıbelerini okuyan kimseye delâlet eder.

Rüyada, kendi rüyasını bir tâbirciye anlattığını görmek, tâbircinin ona söylediği sözün Sünnet-i Seniyye’ye uygunluğuna işarettir.

Rüyada, rüya tâbir etmek, doğru olmayan bir şahsın lisanından çıkacak bir habere alâmettir.

Rüyada, doğru olan bir zat rüyasını tâbir etse, tâbir aynen zuhur eder. ... Rüya Tabirleri Ansiklopedisi

Daha fazla oku...

Rüya Tabirleri Ansiklopedisi

Rüya Tabircisi

Rüyada, rüya tabircisinl görmek, mahzun kimselerin sevineceğine ferahlik içinde olanlarin mahzun olmalarina, kapali bir seyin meydana çikmasini ümit ve arzu eden kimsenin, istek ve arzusunun yerine gelmesine, kaybolmus birisinden haber bekleyen kimse için de, o kimse tarafindan ona haber getiren bir adamin gelmesine işarettir.

Bazen de tabirci görmek, rumuzlu seyleri bilmeyi, müskül seyleri çözmeye, gizli seyleri çikarmaya, hikaye ve olay nakledicisine ve dinî bilgileri bilen alim bir kimseye işarettir. Tabirci, bazen çevresine ögüt veren insana da sirn gizlemeyen kimseye işarettir. Tabirci, hakim, hukukçu ve doktor gibi halkin iyi veya kötü islerinde müracaat ettikleri kimseye işarettir.

Bazen tabirci camiye ve Kur'an okuyucuya işarettir. Çünkü tabirci hem müjdeleylci hem de korkutucudur.

Bazen de tabirci sarrafa, ayar ve tarti île ugrasan kimseye işarettir. Tabirci görmek, bazen de çamasirciya, bez aticiya, yün ve kil kirkiciya, üzüntü, keder ve matem zamanlarinda halki teselli eden bir büyüge işarettir.

Bazen tabirci kitap, risale ve geçmis meliklerin sicillerini okuyan bilirkisiye işarettir.

Rüyada tabirci gören kimse, hakimlige egilse hakim olur. ilim ve Kur'an okumayi talep ediyorsa Kur'an-i ezberler, yazici olmak Istiyorsa, buna nail olur. Tip ögrenmek istiyorsa, onu ögrenir.

Bunlarin hiçbirisini istemiyorsa, o kimse sarraf veya kurutemizleyicisi olur.

Bazen de tabirci hakim tarafindan bir hususun kesfedilmesine memur edilen kesif heyetine işarettir. ... Rüya Tabirleri Sözlüğü

Daha fazla oku...

Rüya Tabirleri Sözlüğü

Rüya Tabirleri

Rüya, uçan bir kuşun ayağı üzerindedir. Tâbir edilmedikçe onun için istikrar yoktur. Tâbir edildiği halde hemen yerini bulur.


Bu sitede: İbn-i Şîrîn, İmam Nablusî, Cafer-i Sâdık (r. a. ) ve daha nice İslâm büyüklerinin rüyalara getirdikleri tâbirleri bulacaksınız. Yüce Allah kerîm kitabında buyuruyor ki: "Onlar için dünya hayatında da, âhirette de müjdeler vardır. "(Yunus Sûresi, 64. ) Bu mübarek âyetin tefsirinde müfessirlerden bazıları: "Dünya hayatındaki müjdeden murad, dünyada bizzat kendisinin veya kendi hakkında bir başkasının gördüğü sâlih rüyadır. Ahiretteki müjdeden murad ise Allah'ı görmektir. " demişler ve bu âyet-i celîleyi böyle izah etmişlerdir.
Kâinatın Efendisi de şöyle buyurmuşlardır: "Sâlih rüyaya inanmayan kimse Allah’a ve ahiret gününe iman etmemiştir. " Evet; herkes rüya görür. Ne var ki, her insanın gördüğü rüya gerçek olmaz. Zaten rüyalar gerçek olsaydı, âlem bir başka âlem olurdu. Rüya vardır, korkunç gibi durur, fakat onun arkasındaki mânâ müjdedir. Rüya vardır, hoş ve güzel görünür, ama sonu güzel olmayabilir. Bütün bunları anlamak feraset işi, ilim işi, irfan ve şuur işidir. Hayatta ne rüya görmek, ne de rüya görmemek kimsenin kendi elinde de değildir. Hiç kimse ben rüya görmüyorum diyemez. Zaten rüyayı insan istese de göremez, insana rüyayı bir gösteren, bir hazırlayan vardır. Nasıl ki hayatımızı bir hazırlayan, bir yaratan var. Çok kere insan bir şeyi ister, fakat ona eremez. Çok defa da arzu etmediği bir şey vücuda gelir. Eğer herkesin istediği olsaydı, zâlimler tahtlarından inip kara toprağa girerler miydi? O kadar güzelliğiyle beraber Hazreti Yusuf da köle olarak satılmaz, zindanlara düşmezdi. Bütün bunları bilmek, düşünmek gerekir. Rüyaların en sâdıkı ise seher vaktinde görülenidir. Çünkü seher vakitleri en lâtif, en nurânî bir zamandır. Seher vaktinde sabah namazı için bir kısım melekler yeryüzüne inmeye başlarlar. O anda gecenin zulmeti zail olup gündüzün nûraniyeti yüz göster­meye başlamış bulunur. İşte bu gibi sebeplerden dolayıdır ki, seher vaktindeki rüyalar, geceleyin ve gündüzün görülen rüyalardan daha sâdık, daha kuvvetlidir. Sâdık rüyalardan bir kısmı pek vazıh bulunur. Tevile, tâbire muhtaç olmaz (yani görüldüğü gibi meydana çıkıverir). Bir kısmı da temsilât kabilinden olup, tevil ve tâbire muhtaç bulunur. Cihan güzeli Hazreti Yusuf (a. s. )'ın onbir yıldız ile güneş ve ayın kendisi için secde ettiklerini rüyasında görmüş olduğu gibi. Birçok rüyaların bilâhare görüldüğü gibi veya ona benzer bir surette zuhura gelmesi ruhun varlığına ve başka bir âlemin mevcudiyetine pek açık bir delildir. " Dikkat edilecek diğer bir husus da, güneşin doğup ve battığı zamanla zeval vaktinde rüya tâbir edilmemelidir. Rüya sahibi, rüyasının tâbirini çok arzu ediyorsa, onu ancak bir âlim ve öğüt verene anlatmalıdır. Cahil ve düşmana rüya anlatmak insanı ümitsizliğe düşürebilir. Cahil, bilmediği halde rüyayı tâbir ederek güzeli çirkin, çirkini de güzel gösterebilir.
Rüyalar üç kısma ayrılır:
  • Allahu Teâlâ tarafından müjde olarak gösterilen bir rüyadır ki, hadis-i peygamberi ile anlatılan sâlih rüya budur.
  • Şeytan tarafından korkutmak için vâki olan rüyadır.
  • İnsanın bizzat kendi düşünce ve haliyle meydana getirdiği kuruntuların neticesinin rüya şeklinde tecelli etmesidir.
Bâtıl rüyalar da vardır ve yedi çeşittir:
  • Üzüntü, keder ve arzuların tesiri ile insanın meydana getirdiği karmakarışık rüyalar.
  • İnsanın rüyada ihtilâm olması. Bu rüyanın da tâbiri yoktur. .
  • Şeytan tarafından korkutmak için gösterilen rüyadır ki, rüyayı görene hiçbir zararı erişmez
  • Cin taifesinin gösterdiği şeylerdir ki, rüya sahibi rüya esnasında bundan da zahmet çeker. . .
  • İblis'in gösterdiği ve temeli bâtıl rüyadır ki, bu zaten rüyadan sayılmaz.
  • İnsan bünyesinin anormal ve kederli zamanında gördüğü rüyalardır. Ve bunlar da rüyadan sayılmaz. . .
  • Acı ve ızdırapların getirdiği rüyalardır ki, rüya sahibi o anda senelerce önce vâki olmuş bir hali görür.

Müslim'in diğer bir rivayetinde Allah'ın Aziz Peygamberinin şöyle dediği nakledilir:

"- Sizden hanginiz en doğru sözlü ise onun rüyası da en doğrudur,"

O halde rüyalarımızın gerçekleşmesini istiyorsak, doğru sözlü olmalıyız. Günahtan, haramdan, yalan ve gıybetten ve yüce dinimizin men ettiği şeylerden uzak durmalıyız. Kişi salih olursa, rüyası da salih olur. Kişi Rabbi kerimine kulluk eder, Rabbini severse, Rabbi de onu ilâhî müjdelerle rızıklandırır.

Rüya Tabirleri Sitemize Hoşgeldiniz. Dünya'nın en büyük ve en geniş içeriğine sahip İslami, rüya tabirleri, rüya yorumları internet ansiklopedisi.

Rüya Tabirleri ve Rüya Yorumları

Sitede 6 farklı kaynakta rüya tabirleri ve rüya yorumları bulunmaktadır. İslami rüya tabirleri ve İslami rüya yorumları içeriğinin temel unsurudur. Dini rüya tabirleri ve dini rüya yorumları sitesidir.

ruyatabirleri. pro herkesin kolaylıkla anlayacağı sade bir dil kullanılarak hazırlanmıştır.

Rüyanız hakkında geniş ve açıklayıcı bilgiler verilmektedir.

ruyatabirleri. pro içerik bakımından özgün, güvenilir kaynaklardan faydalanılarak özenle hazırlanmış bir sitedir.

ruyatabirleri. pro herkesin tanıdığı ve güvendiği İslam önderleri ve büyükleri olan, İmam Nablusi, İbni Kesir Salimi, İbni Şirin, Cafer-i Sadık, Kirmani, Seyid Süleyman, Ebu Saidü’l-Vaaz eserlerinden esas olarak hazırlanmıştır.


... Muabbir

Daha fazla oku...

Muabbir

Rüya Tabirleri İlminin Fazileti Hakkında

Gerçek şu ki; rüya tabirleri ilmi, şerif ve büyük bir ilimdir. Hak Taâla’nın bu ilmi Hz. Yusuf’a (a. s) bağışlamış olduğunu herkes bilir.

Nitekim yüce Allah, Kurân-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“İşte Yusuf’u, Mısır’da böylece yerleştirdik de ona rüya yormasını öğrettik.

İbn-i Abbas der ki: “Allah’ın peygamberlikten yana Resul-i Ekrem’e (s. a. v. ) bağışladığı ilk şey, yakın meleklerden birinin rüyada ona ‹Ey Muhammed, sana müjdeler olsun! Hak Taâla tüm peygamberler arasından seni seçti, sana gaip ilmini verdi ve peygamberlerin sonuncusu yaptı!’ deyişi oldu. “Fakat o, Allah’ın resulüdür ve peygamberlerin sonuncusudur. ”

Peygamberimiz uyandığında gördüğü bu rüyayı Hz. Hatice’ye (s. a) anlattı. Hz. Hatice, ‹Ne mutlu sana! Bu rüyada sana hayır ve gelecek vardır!’ dedi. Peygamberimiz Miraç Gecesi’nden sonra bir rüya daha gördü. “Ant olsun ki, Allah, Peygamber’in rüyasını doğru çıkardı. ” Yine, Allah, Hz. İbrahim’in (a. s) rüyası hakkında, onun dilinden şöyle buyurmaktadır: “Oğulcağızım, ben, rüyamda, seni kesiyorum gördüm. ”

Rivayet edilir ki bu ilim, Hz. Yusuf’un (a. s) bir mucizesi idi.

Dolayısıyla peygamberlerin mucizesi olan bir ilim, elbette ki şerif ve büyük bir ilim olmalıdır.

Abdullah B. Abbas, Süleyman’dan şöyle rivayet eder: “Doğru rüya, Allah’ın, mümin kullarına vahyidir (uyarısıdır) . Hayır ve şer ona ulaşmadan önce Allah onu bu yolla uyarır.

Böylece dünyanın işvelerine aldanmamasını ve Allah’tan gafil olmamasını sağlar. ”

Selman Mervî der ki: “Resul-i Ekrem’in (s. a. v) , ashabına şöyle buyurduğunu duydum: İçinizden salih bir kimse güzel bir rüya gördüğünde birkaç kez “Eûzu billâhi mineşşeytânirracîm” (Kovulmuş/ taşlanmış şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım) desin ve gördüğü rüyayı kimseye söylemesin.

Böylece ona hiçbir zarar gelmez. ”

Müminlerin Emiri İmam Ali’den (a. s) rivayet edilir ki; “Mümin bir kimse rüya gördüğünde onun tabirini bilmeli, böylece ondan iyi bir şekilde faydalanmalı; kötü rüya gördüğünde de dua, ibadet ve sadakayla onun kötü sonuçlarından korunmalıdır. ”

İbn-i Sîrin der ki: “Kim bu ilmin tüm aşamalarını elde ederse, bütün ilimlere sahip olur. Zira aradığı her ilmin kökeni bu ilim gibi çok çeşitli değildir; bu ilim kıyas üzere tabir edilmez, yöntemi güzeldir. Her ilimde bir metot vardır, ama bu ilmin aslı insanların değeri, dindarlığı, astrolojideki halleri ve farklı zamanlardaki doğum tarihleriyle SALAVAT alakalıdır.

Görülen rüya bazen aynına yorulur, bazen asla bakılır; bazen kadın için yorulur, bazen erkek için; bazen de karışık (anlamsız) rüyalardan oluşur.

Bilinmelidir ki her ilim ehli, bir başka ilme ihtiyaç duymaz.

Ancak rüya tabircisi, mutlaka Kurân tabiri ilmini, Peygamber efendimizin (s. a. v) bu alandaki sözlerini, Arap olan SALATALIK veya olmayan bütün tabircilerin yorumlarını, şiirleri, halk dilini vb. şeyleri bilmek zorundadır.

İleri görüşlü ve arif olmalıdır.

İnsanların hallerine ve şekline (onları simalarından okumaya) vakıf olmalı, yorumla ilgili esasları çok iyi bilmelidir.

Bununla birlikte ilahî tevfikten ve Allah’ın kereminden nasibini almış olmalı, Allah’a yönelmeli, doğru ve sevaptan öteye bir şeyi dilinde barındırmamalıdır.

Yüce Allah’tan isterim ki, bizlerde olan bu ilmi, mayası günahlardan, çirkin sözlerden ve haram lokmadan arı olan kimselere inayet etsin. Kim böyle bir yapıya sahip olursa, Allah da ona bu tevfiki verir.

Bu bağlamda onu peygamberlerin varisi kılar…”

... Muabbir

Daha fazla oku...

Muabbir

Rüya Tabirlerini Farklılaştıran Etkenler

Bir rüyanın tabiri, rüyanın saatine, rüya sahibinin rüyasını anlattığı zamandaki durumuna, mesleğine vb. şeylere göre değişebilir. Buna göre, rüyasında bir filin üzerinde oturduğunu gören kimse, büyük bir meslek elde edecektir. Şimdi, aynı kimse bu rüyayı gündüz vakti görecek olursa, karısını boşayacak demektir. Rüyada çöl kuşu yakalamak, bir namerdin eline düşmeye işarettir. Ancak aynı rüya gündüz vakti görülürse, hastalık alametidir. İmam Cafer Sadık (a. s): Bir rüyanın tabiri kişinin inancına, mesleğine ve zahirine göre değişebilir. Şöyle ki; aynı rüya biri için rahmete işaretken bir başkası için de azaba işaret olabilir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurur: "Yahudiler: Allah’ın eli sıkıdır, dediler. Böyle dedikleri için elleri bağlandı ve lanete uğradılar. " Danyal (a. s): Sabah vaktinden öğle vaktine kadar görülen rüyalar hayra, gün ortasından akşama kadar görülen rüyalar ise şerre yorulur. ... Muabbir

Daha fazla oku...

Muabbir

Sembolün İlk Harfine Göre Rüyanın Tabiri

Rüyada görülen şeyin isminin Arapça yazılışının ilk harfi alınır ve rüyanın ne olduğu bu harfler ile ortaya çıkar. (İBRAHİM HAKKI ERZURUMİ)

(ﺍ) (Elif) e harfi: Ululuğa işarettir. Bu rüya sahibinin değerinin artacağına işarettir.

(ب) (Ba) b harfi: Beden ve cana rahatlığıdır.

(ر) (Ra) r harfi: Hacetlerin husulüne işaret eder.

(ث) (Sa) s harfi: Düşmanına karşı üstün gelmektir.

(ج) (Cim) c harfi: Fırsat ve ganimete delildir.

(ح) (Ha) H harfi: Yücelik ve kutluluktur.

(خ) (Hı) h harfi: Her emele ulaşmaktır.

(د) (Dal) d harfi: Zahmet ve güçlüktür.

(ذ) (Zel) z harfi: Mülk, mal ve ululuktur.

(ر) (Rı) r harfi:  İyi talihe delildir.

(ز) (Zı) z harfi: Kalbi sağlam itikada götürür.

(س) (Sin) s harfi: Emniyet alametidir.

(ش) (Şın) ş harfi: İşlediğine pişman olmaktır.

(ص) (Sad) S harfi: Kam almayı müjdeler.

(ض) (Dad) D harfi: Mal bulmaya işarettir.

(ط) (Tı) T harfi: Düşmanı helak olur.

(ظ) (Zı) Z harfi: İse kalbi üzülecek demektir.

(ع) (Ayın) Â harfi: Gönlünde karışıklık ortaya çıkar.

(غ) (Gayın) Ğ harfi: İşi nefsine zulümdür.

(ف) (Fe) f harfi: Rütbesi artar.

(ق) (Kaf) q harfi: Şansı açılır ve zengin olur.

(ك) (Kef) k harfi: Hiç yoktan sevinçle karşılaşır.

(ل) (Lam) l harfi: Emniyet demektir.

(م) (Mim) m harfi: Muradına erer.

(ن) (Nun) n harfi: Hatırı yıkılacaktır.

(و) (Vav) v harfi: İşleri kolaylaşır.

(هـ) (He) h harfi: Üzüntü ve gözyaşıdır.

(ي) (Ya) y harfi: Taate muvaffak olur.

İşte bu tabirler mutlaka çıkar. ... Muabbir

Daha fazla oku...

Muabbir

Unutulan Rüyanın Tabiri

İmam Cafer Sadık (a. s): Eğer bir rüya görmüş ve bu rüyanın ne olduğunu unutmuşsanız, ne gördüğünüzü ve tabirinin ne olduğunu öğrenmek istiyorsanız, isminizin kaç harften oluştuğuna bakın ve bunu dokuzar dokuzar azaltın. Kalan miktarın kaç olduğunu aklınızda tutun ve şu örnekle karşılaştırın. Mesela: 9-Eğer geriye dokuz harf kalmışsa, şehirleri görmüşsünüz ve bu, fesada işarettir. "Şehirde dokuz kişi vardı ki yeryüzünde bozgunculuk ediyorlar, düzene hiç yanaşmıyorlardı. " 8-Sekiz kalmışsa, yolculuk veya evlilik görmüşsünüz. "Babası, Musa'ya dedi ki: Bana sekiz yıl hizmet edersen buna karşılık sana şu iki kızımdan birini vermek istiyorum. " 7-Yedi kalmışsa, ikamet edilecek yere veya dükkâna işarettir. "Rüyamda yedi zayıf inek, yedi semiz ineği yiyordu. " 6-Altı kalmışsa, rüyayı gören kimse salih ve iffetli bir kimseyse, melekleri ve salih kimseleri rüyasında görmüştür ve mesleğinde kemale ereceğine işarettir. "Öyle bir ilahtır ki gökleri ve yeryüzünü altı günde yaratmış, sonra da arşa hâkim olmuştur. " 5-4: Beş veya dört kalmışsa, atlar ve silahlar görmüştür. "Orada, tam dört gün içinde, isteyenler için hepsi de eşittir. " 3-Üç kalmışsa, birine sırrını açacaktır. "Üç kişi gizli konuşmaz ki o, dördüncüleri olmasın. " "Senin alametin, işaretleşme dışında, insanlarla üç gün konuşmamandır. " 2-İki kalmışsa, birisiyle görüşeceğine, ona dünyevî ve uhrevî faydaları olacağına işarettir. "O, iki kişinin ikincisiydi ancak ve hani ikisi de mağaradaydılar. " Bunun tabiri şudur ki, rüyayı gören kimse korktuğu şeyden güvende olacak ve ümit ettiği şeye kavuşacaktır. 1-Bir kalmışsa, büyük bir şahsiyeti veya bir hükümdarı görmüştür. "Münezzehtir o, odur bir ve her şeye üstün Allah. " Bu rüyayı gören kimse muradına erecek, hacetleri gerçekleşecek ve sıkıntıları son bulacaktır. İbn-i Sîrîn: Bir kimse rüya görmüş ama gördüğünü unutmuşsa, tabirci ondan elini herhangi bir uzvunun üzerine koymasını istemelidir. Elini hangi uzvuna koyarsa şöyle tabir edilir:
  • Başına koyarsa, dağ görmüştür
  • Alnına koyarsa, tepe veya arazi görmüştür
  • Gözüne koyarsa, tuzlu suyu olan çeşme veya pınar görmüştür
  • Burnuna koyarsa, dağın eteklerini görmüştür
  • Yüzüne koyarsa, yeşillik veya çayır görmüştür
  • Dişlerine koyarsa, tatlı suyu olan çeşme veya pınar görmüştür
  • Kulağına koyarsa, mağara görmüştür
  • Bıyığına veya sakalına koyarsa, çimenlik görmüştür
  • Elini boğazına sokarsa, suyolu veya yeraltı yolu (tünel) görmüştür
  • Elini göğsünün veya kalbinin üzerine koyarsa, mescit veya herhangi bir ibadet yeri görmüştür
  • Karnına koyarsa, nehir/akarsu görmüştür
  • Göbeğine koyarsa, sınır görmüştür
  • Cinsel organına koyarsa, meyhane görmüştür
  • Omzuna koyarsa, köşk veya manzara görmüştür
  • Bileğine koyarsa, ağaçlık görmüştür
  • Parmaklarına koyarsa, hurma ağacı görmüştür
  • Sırtına koyarsa, çöl görmüştür
  • Böğrüne koyarsa, yatak veya yatak odası görmüştür
  • Makatına koyarsa, temizleyici veya yok edici bir şey görmüştür
  • Kalçasına koyarsa, yeşil bir direk veya büyük bir ağaç görmüştür
  • Dizine koyarsa, uçurum görmüştür
  • Baldırına koyarsa, semeresiz ağaç veya direk vb. şeyler görmüştür
  • Topuğuna koyarsa, küçük tepe görmüştür.
Hz. Danyal (a. s): Rüya görüp de unutmanın dört sebebi olabilir; çok günah işlemek, inancın zayıflığı, insanın doğasındaki değişiklikler ve bu doğadaki dengenin bozulması. ... Muabbir

Daha fazla oku...

Muabbir

Benzer Aramalar